İnsan Gibi Yaşamak
Bir insan başka bir insana yapmaz, yapmamalı diye düşünüyorum bazı şeyleri lakin yanılıyorum. İnsalığım(ız)dan utanmama sebep oluyor, duyduklarımız, gördüklerimiz. O zaman işte kelimeler düğümleniyor boğazımızda, bizler nasıl bir yaratığız diyorum.
Bizi hayvanlardan ayıran en büyük özelliğimiz aklımıza lanet ediyorum bazen, olup biteni düşünüp hüzünlenmeye veya kahrolmaya bu kadar elverişli olduğu için…
Bazen de yetersiz buluyorum, içimizdeki hayvanı bastırmaya gücü yetmediği için… Hatta gereksiz buluyorum, binlerce yıldır insanca yaşamayı öğrenemediğimiz için.
Çıkarıp aklımı bir kenara koymak istiyorum, çünkü aklım almıyor olup bitenleri. İtalyan gelin pippanın başına gelenleri… Orada, burada kadınlara tecavüz edenleri… Yurt köşelerinde büyümeye çalışan o küçücük bünyeleri taciz edip kocaman travmalar yaşamalarını sağlayan zihniyeti… Kürt, Ermeni, Yahudi, Eşcinsel veya öteki olduğu için ayrımcılığa maruz kalınmasını… Aklım almıyor…
Aklım almıyor ama hala umudum var.. Haftasonu Yaşayan Kütüphane kampanyamızı 2. kez gerçekleştirdik ve orada gördüğüm manzaradan sonra bu umut daha da sağlamlaştı.
Kürt arkadaşımla sarmaş dolaş vedalaşırken, ermeni arkadaşımla tekrar aynı ortamda karşılaştığımda yüzündeki neşeyi görürken, hiv+ arkadaşımın derdini dinlerken, eskiden uyuşturucu batağına düşmüş arkadaşımın kurtuluşunu ve hayata yeniden dönüşünü büyük bir zafer edası ile anlatışını seyrederken… Sezgi’nin ayrılırken gözyaşlarını tutamayıp ağladığını görürken…
Hepsi hala insanlığımızı kaybetmediğimiz ve yanımızdaki, bizden belkide çok farklı insanlarla öteki olarak değil, komşuymuş gibi yaşayabileceğimiz umudunu bana veriyor.
Ve son kelamlarımı iki satır şiir ile ediyorum, bütün sözlere tercüman olan;